İştirak nafakası, boşanmadan sonra çocuk kendi yanında kalmayan anne ya da babanın, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine yaptığı aylık katkıdır. Uygulamada en çok sorulan dört şey vardır: bu parayı kim öder, tutar neye göre belirlenir, ödeme ne zamana kadar sürer ve ödenmezse ne yapılabilir. Bu yazıda her birini Türk Medeni Kanunu'nun ilgili maddeleri üzerinden, örneklerle anlatıyoruz.
Bu yazıda:
- İştirak nafakası nedir, dayanağı hangi maddeler?
- İştirak nafakasını kim öder?
- Nafaka miktarı neye göre belirlenir?
- İştirak nafakası ne zamana kadar sürer?
- Nafaka ödenmezse ne olur?
- Koşullar değişirse nafaka yeniden belirlenebilir mi?
- Hangi belgeler hazırlanmalı?
İştirak nafakası nedir, dayanağı hangi maddeler?
Kanunda "iştirak nafakası" diye ayrı bir başlık yoktur; kavram uygulamanın verdiği addır. Dayanak, Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 182. maddesidir. Bu maddeye göre mahkeme boşanmaya ya da ayrılığa karar verirken velayeti düzenler ve velayet kendisine verilmeyen eşin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine "gücü oranında" katılmasına hükmeder.
Çocuğa bakım borcunun genel kuralları ise TMK m.327 ile m.331 arasında yer alır. Buna göre çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gereken giderler anne ve babaya aittir (m.327). Bakım borcunun süresi m.328'de, dava hakkı m.329'da, miktarın takdiri m.330'da, koşullar değiştiğinde yeniden belirleme m.331'de düzenlenmiştir.
Nafaka yalnız boşanma kararıyla birlikte istenmek zorunda değildir. Boşanma davası sürerken hâkim, çocuğun bakımı için geçici önlem olarak tedbir nafakasına karar verebilir (TMK m.169). Boşanma kararında ise çocuk için iştirak nafakası ayrıca belirlenir; bu yüzden talebin boşanma dilekçesinde açıkça yer alması gerekir. Boşanma kararında hiç nafaka istenmemişse, çocuğa fiilen bakan anne ya da baba sonradan çocuk adına ayrı bir nafaka davası açabilir.
İştirak nafakasını kim öder?
Ödeme yükümlüsü, velayet kendisine bırakılmayan anne ya da babadır. Velayet anneye verilmişse baba, babaya verilmişse anne öder. Kanun burada cinsiyet ayrımı yapmaz.
Velayet sahibi olan taraf da çocuğun giderlerine katılmaya devam eder, ancak bu katkı çoğunlukla para olarak değil, çocuğun günlük bakımını üstlenerek yapılır. Bu nedenle hâkim, iştirak nafakasını belirlerken velayet sahibinin bu emeğini de hesaba katar.
Nafaka çocuğun hakkıdır. Para velayet sahibine ödense bile çocuk adına ödenir. Bu yüzden anne ile babanın "nafaka istemiyorum" şeklinde yaptığı bir anlaşma, çocuğun nafaka hakkını ortadan kaldırmaz; hâkim çocuğun yararına aykırı bulduğu düzenlemeyi onaylamayabilir. Anlaşmalı boşanmalarda protokoldeki nafaka maddesi de bu açıdan denetlenir.
Nafaka miktarı neye göre belirlenir?
Kanunda sabit bir oran ya da tablo yoktur. TMK m.330'a göre hâkim üç unsura bakar: çocuğun ihtiyaçları, anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri. Çocuğun kendi geliri varsa o da hesaba katılır.
Çocuğun ihtiyaçları
Yaş, sağlık durumu, okul türü, servis, kurs, özel bakım gerektiren bir hastalık ya da engel durumu ihtiyacı doğrudan etkiler. Örneğin 3 yaşındaki bir çocuk ile özel okula giden 14 yaşındaki bir çocuğun aylık giderleri aynı değildir. Düzenli ilaç ya da terapi gerektiren bir çocuk için bu giderlerin belgelenmesi önemlidir.
Ödeyecek tarafın gücü
Mahkeme, nafaka yükümlüsünün maaşını, ek gelirlerini, kira gelirlerini, sahip olduğu taşınmaz ve araçları araştırır. Bunun için SGK kayıtları, banka hesapları, tapu ve trafik kayıtları istenebilir; tarafların ekonomik ve sosyal durumu için kolluk aracılığıyla araştırma yaptırılması da uygulamada sık görülür. Yükümlünün yeniden evlenmiş olması ya da yeni bir çocuğunun olması da ödeme gücü değerlendirilirken dikkate alınır.
Yıllık artış
Nafaka her ay peşin ödenir (TMK m.330/2). Hâkim, istem hâlinde nafakanın sonraki yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumuna göre ne kadar ödeneceğini de karara bağlayabilir (TMK m.182/son ve m.330/3). Uygulamada bu, genellikle nafakanın her yıl resmi enflasyon verisi oranında kendiliğinden artırılması şeklinde olur. Kararda böyle bir artış hükmü yoksa nafaka kendiliğinden artmaz; bunun için ayrıca dava açmak gerekir. Bu nedenle davayı açarken yıllık artış talebini unutmamak gerekir.
Somut bir örnek: Babası özel sektörde çalışan, 7 yaşındaki ve ilkokula giden bir çocuk için annenin dilekçesinde okul servisi, kırtasiye, kıyafet, beslenme ve pediatri giderlerini belgeleriyle sunması, hâkimin "çocuğun ihtiyacı" değerlendirmesini somutlaştırır. Yalnızca "çocuğun masrafları çok" demek bu etkiyi yaratmaz.
İştirak nafakası ne zamana kadar sürer?
TMK m.328/1'e göre anne ve babanın bakım borcu çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Ergin olma kural olarak 18 yaşın doldurulmasıyla gerçekleşir; evlenen ya da mahkeme kararıyla erginliğine karar verilen çocuk da ergin olur. Yargıtay uygulamasında iştirak nafakasının erginlikle kendiliğinden sona erdiği kabul edilir; bunun için ayrıca kaldırma davası açmaya gerek yoktur.
Çocuk 18 yaşını doldurduğunda eğitimi sürüyorsa durum değişir. TMK m.328/2'ye göre anne ve baba, kendilerinden beklenebilecek ölçüde, eğitim sona erinceye kadar çocuğa bakmaya devam eder. Ancak bu artık iştirak nafakası değildir; eski karar kendiliğinden devam etmez. Ergin çocuk kendi adına, uygulamada yardım ya da eğitim nafakası denilen bu talebi ayrı bir davayla ileri sürmelidir. Örneğin üniversiteyi başka bir şehirde okuyan 19 yaşındaki bir genç, bu davayı kendisi açar.
İştirak nafakası, velayet sahibinin yeniden evlenmesiyle sona ermez. Yoksulluk nafakasının kendiliğinden kalkma sebepleri (alacaklının yeniden evlenmesi gibi) çocuğun nafakasına uygulanmaz. Velayetin diğer tarafa geçmesi ise durumu değiştirir: çocuk artık ödeme yapan tarafın yanında yaşamaya başlamışsa nafakanın kaldırılması, hatta diğer taraf aleyhine yeni bir nafaka istenmesi gündeme gelir.
Nafaka ödenmezse ne olur?
Nafaka kararı icra edilebilir bir karardır. Ödenmeyen aylar için ilamlı icra takibi başlatılabilir; takip sonucunda borçlunun maaşına, banka hesaplarına ve diğer mallarına haciz konulabilir. Haciz sonucu elde edilen paranın alacaklılar arasında paylaştırılmasında, son bir yıl içinde doğmuş nafaka alacakları kanunen birinci sırada yer alır (İİK m.206).
Bunun yanında İcra ve İflas Kanunu m.344 özel bir yaptırım öngörür: nafaka kararının gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine icra mahkemesi üç aya kadar tazyik hapsine karar verir. Bu bir ceza değil, ödemeye zorlama aracıdır; borçlu nafakayı öderse tahliye edilir. Borçlu nafakanın kaldırılması ya da azaltılması için dava açmışsa, mahkeme tazyik hapsinin uygulanmasını o davanın sonuna bırakabilir.
Şikâyet için süre sınırı vardır: İİK m.347'ye göre şikâyet hakkı, ödememenin öğrenilmesinden itibaren üç ay ve her hâlde ödememe tarihinden itibaren bir yıl geçince düşer. Aylar birikene kadar beklemek bu nedenle hak kaybına yol açabilir. Uygulamada tazyik hapsi için önce icra takibinin başlatılmış ve borçluya tebliğ edilmiş olması gerekir; birikmiş eski aylar için tazyik hapsi istenip istenemeyeceği konusunda yerleşik ayrıntılar bulunduğundan şikâyet zamanlaması dikkatle planlanmalıdır.
Koşullar değişirse nafaka yeniden belirlenebilir mi?
Evet. TMK m.331'e göre durum değiştiğinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır. Çocuğun okula başlaması, kronik bir hastalık teşhisi ya da ödeme yapan tarafın gelirinin belirgin biçimde artması artırma sebebi olabilir. Yükümlünün işini kaybetmesi ya da ağır bir hastalığa yakalanması da azaltma talebine konu olabilir.
Burada önemli bir nokta var: Artırma ya da azaltma kararı kural olarak dava tarihinden itibaren hüküm doğurur, geçmiş aylar için geriye dönük işlemez. Değişiklik ortaya çıktığında beklemeden dava açmak, kaybedilen ayları azaltır. Bu konuyu ayrıntılı olarak nafakanın artırılması, azaltılması ve kaldırılması hakkındaki yazımızda ele aldık.
Hangi belgeler hazırlanmalı?
İştirak nafakası davasında ya da boşanma davasındaki nafaka talebinde hâkimin işini kolaylaştıran ve talebi somutlaştıran belgeler şunlardır:
- Çocuğun nüfus kaydı ve velayete ilişkin karar (varsa)
- Okul kayıt belgesi, okul ücreti ve servis sözleşmesi
- Kurs, spor, dil eğitimi gibi düzenli giderlerin makbuzları
- Sağlık raporları, ilaç ve tedavi faturaları
- Kira sözleşmesi ve faturalar (çocuğun yaşadığı evin giderleri için)
- Karşı tarafın geliri hakkında elinizdeki bilgiler: iş yeri, unvan, araç, taşınmaz, ek gelir kaynakları
Sık yapılan hatalardan biri, yıllık artış talebinin dilekçede yer almamasıdır. Bir diğeri, nafakanın elden ya da açıklamasız havaleyle ödenmesidir. Ödeme yapan tarafın, ödemeleri banka üzerinden ve "... ayı iştirak nafakası" açıklamasıyla yapması, ileride çıkabilecek "ödenmedi" iddialarına karşı en sağlam kayıttır.
Önemli not: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş yerine geçmez. Nafaka miktarı her dosyada tarafların gelirine ve çocuğun ihtiyaçlarına göre ayrı ayrı belirlenir; başka bir dosyadaki tutar sizin davanız için ölçü olmayabilir.
İştirak nafakası talebiniz ya da ödenmeyen nafaka konusunda ön görüşme talep edebilirsiniz.